Ego–Benlik Aksı (Ego-Self Axis)

Analitik psikolojide sıkça başvurulan “ego–Benlik aksı” kavramı, çoğu zaman kuramsal bir çerçeve olarak ele alınır. Oysa bu aks, doğuştan var olan bir yapı değil; zaman içinde, deneyim yoluyla ve belirli psikolojik koşullar altında inşa edilen canlı bir ilişki hattıdır. Ego ile Benlik arasındaki bu hat ne otomatik olarak oluşur ne de salt içgörüyle kurulur. Aksın … Okumaya devam et Ego–Benlik Aksı (Ego-Self Axis)

Bedelsiz Dönüşüm Yanılsaması: Analitik Süreçte Kefaret

Çağdaş insanın psişik atmosferi, hız ve erişilebilirlik etrafında şekillenmektedir. Bilgiye olduğu kadar içgörüye, anlamlandırmaya ve hatta dönüşüme çabucak ulaşma arzusu, yalnızca gündelik yaşamı değil, analitik süreci de belirgin biçimde etkilemektedir. Bugün analizden beklenen şey çoğu zaman bir açılma değil, bir rahatlama; dönüşüm değil, hızlı bir cevap üretimidir. Bu beklenti, ahlâkî bir kusurdan ziyade zamanın tinine … Okumaya devam et Bedelsiz Dönüşüm Yanılsaması: Analitik Süreçte Kefaret

Borderline Yapılanmanın Arketipsel Dokusuna Dair

Modern insan, yirminci yüzyılın ortalarından itibaren giderek artan bir biçimde kendi doğal köklerinden, ritüellerden, topluluk bağlarından ve beden–doğa bütünlüğünden uzaklaşmış bir varlık olarak tanımlanabilir. Carl Gustav Jung’un özellikle Modern İnsan Ruhu üzerine yaptığı çalışmalar, çağdaş bireyin giderek içsel pusulasını kaybettiğini, arketipsel dünyayla kurduğu doğal ilişkinin zayıfladığını ve bunun ruhsal yapıda köklü bir sarsıntıya yol açtığını vurgular. Jung’a … Okumaya devam et Borderline Yapılanmanın Arketipsel Dokusuna Dair

“Sahnedeki Ben”: Modern İnsan ve Performatif Kültür

Modern insan, hiç olmadığı kadar görünür ve aynı oranda görünmez halde. Sosyal medya, sunum ekonomisi ve kişisel markalaşma ideolojisi, bireyi kendi hayatının sahnesine çıkardı; fakat bu sahnede oynanan rol, çoğu zaman ruhun değil, maskenin sesi durumunda.  “Performatif kültür” olarak adlandırabileceğimiz bu olgu, Jungiyen açıdan persona arketipinin kolektif düzeyde genişlemesi olarak görülebilir. Toplumsal onay, kimliğin yeni … Okumaya devam et “Sahnedeki Ben”: Modern İnsan ve Performatif Kültür

“The Soul for Sale”: On the Commercialization of Jung’s Legacy 

"My uncertainty stems from a prophecy that my anima gave me once in a dream: that I would be cut up into bits and sold piecemeal. That would top it all! My ‘negative’ attitude to the autobiography is of course a defense, or a kind of self-preservation. I dare not think positively about it."[1] The … Okumaya devam et “The Soul for Sale”: On the Commercialization of Jung’s Legacy 

Travma ve Jung Psikolojisi – İçsel Dünyada Arketipsel Savunmalar

Travma, modern psikolojinin en çok tartışılan kavramlarından biri haline geldi. Savaşlar, göçler, çocukluk ihmal ve istismarları, afetler ve toplumsal şiddet, bireysel psişede olduğu kadar kolektif psişenin de kırılganlığını ortaya koymaktadır. Günümüzde travma üzerine yapılan çalışmalar çoğunlukla nörobiyoloji, bağlanma kuramı veya bilişsel-davranışçı modeller çerçevesinde ele alınsa da travmanın derin psikolojik boyutuna dair açıklamalar sınırlı kalmaktadır. Analitik … Okumaya devam et Travma ve Jung Psikolojisi – İçsel Dünyada Arketipsel Savunmalar

Kişisel Gelişimden Psikoterapiye: Modern Yaklaşımlar Üzerine Jungiyen Bir Değerlendirme

Modern dünyada psikoloji ve kişisel gelişim alanında sayısız yöntem ve çalışma giderek daha görünür hale geliyor. Gölgeyle yüzleşme atölyelerinden aile dizimlerine, şamanik ritüellerden EMDR ve davranışçı terapilere kadar farklı uygulamalar, bireylerin psikolojik ihtiyaçlarına hızlı çözümler vaat ediyor. Ancak bu çeşitlilik içinde gözden kaçan kritik bir nokta var: tüm bu çalışmalar gerçekten bireyleşme sürecine hizmet ediyor mu? Jung’un … Okumaya devam et Kişisel Gelişimden Psikoterapiye: Modern Yaklaşımlar Üzerine Jungiyen Bir Değerlendirme

Gölge ve Gölge Çalışmaları

Carl Gustav Jung’un analitik psikolojisi, insan ruhunun gelişimini yalnızca bilinçle sınırlamaz; bilinçdışının farklı katmanlarıyla ilişki kurmayı bireyleşme sürecinin temel koşulu olarak görür. Bu bağlamda gölge, anima ve animus kavramları, kişinin ruhsal bütünlüğe doğru yolculuğunda anahtar figürlerdir. Jung, bu figürleri farklı bilinçdışı katmanlara yerleştirerek bireyin Benlik’e ulaşma yolculuğunda aşılması gereken basamaklar olarak tanımlar. Ancak klinik deneyimler … Okumaya devam et Gölge ve Gölge Çalışmaları

Analizanların Gözünden Psikoanaliz Deneyimi

Jungiyen psikoanalizin ne olduğunu, birey için nasıl bir deneyim olduğunu en iyi analizden geçen kişinin kendisi anlatabilir… Analize başlamadan çok önce rüyalarımı dinlemeye başladım. Ancak  ‘içeriden seslenen’in dilini analiz olmadan kavrayamazdım sanırım. Analiz benim için hep var olmuş olan ‘iç bilge’ ile iletişim kurmanın vazgeçilmez yolu. Aynı zamanda, yüzeyde gezinen, ancak derin anlamlara aç bilincimi derinliklerle … Okumaya devam et Analizanların Gözünden Psikoanaliz Deneyimi

C. G. Jung – Birey ve Kitle Zihniyeti Üzerine

Hans A. Illing’e Sevgili Dr. Illing, 26 Ocak 1955 Bir hekim olarak ister nevroz ister psikoz olsun, herhangi bir ruhsal bozukluğu bireysel bir hastalık olarak görürüm; dolayısıyla hasta buna göre tedavi edilmelidir. Birey, ancak bir grubun üyesi olduğu ölçüde grup içinde tedavi edilebilir. Bu durum başlangıçta büyük bir rahatlamadır, çünkü grup içinde eriyerek bir noktaya … Okumaya devam et C. G. Jung – Birey ve Kitle Zihniyeti Üzerine