“İyi Adam” Olmak ya da Olmamak

Erkekte anne ya da baba yarası, yani ebeveyn kompleksi, erkeğin Anima kompleksine itinayla katkıda bulunur. Erkek, mutlu bir ailede büyümüş dahi olsa, olumlu anne-baba kompleksinin de ego üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini biliyoruz: Destekleyici anne (ya da anne figürü), ileride erkeğin kendini sürekli destekleyen kadınlara yönelmesine ve onları anne yerine koymasına, dolayısıyla da erkeğin sürekli terk edilme kaygısı taşımasına, hatta ilişkiyi sabote etmesine neden olabilir. Güçlü ve örnek baba (ya da baba figürü), erkeğin kendisini hayat boyu eksik hissetmesine, dolayısıyla da atalete, kendini küçük görmeye ve yeteneklerini sahiplenememesine neden olabilir. Diyeceğim o ki, “iyi” anne babalar işleri ve hayatı kolaylaştırmayabilirler. Bu her zaman böyle olmaz elbette – tam aksine, oldukça sağlam bir karakter oluşmasına neden olabilirler. Fakat iyilik her zaman iyilik doğurmuyor gibi görünüyor.

Günümüz (ve özellikle de son yüzyılın) koşullarının kadın/erkek üzerinde yarattığı etkiyi her fırsatta tartışmaya çalışıyorum. Yıllar önce, Robert A. Glover’ın “No More Mr. Nice Guy” kitabını okumuş ve hakkında da çokça konuşmuş ve yazmıştım. Şimdilerde, Glover’ın Bay İyi Adam sendromu olarak tanımladığı durumun kapsamlı bir anne-baba kompleksine dayanan bir gelişim hali olduğunu söyleyebiliyorum. Bu yazıda da elimden geldiğince, Bay İyi Adam‘ın analitik psikolojide nasıl görünebileceğine dair bir kaç noktaya değineceğim. Fakat en baştan söylemeliyim ki, Robert Bly bu erkekleri belki de en nitelikli şekilde tahlil eden kişi olabilir. Iron John‘da bu adamları ve nasıl doğduklarını itinayla açıklar. Bly, bu erkeklere “yumuşak erkekler” der ve şöyle devam eder: “Bu erkekler sevecen, değerli insanlar ve dünyaya zarar vermek ya da savaşmak istemiyorlar. Yaşam tarzları nezaketle dolu. Ancak bu erkeklerin çoğu mutsuz. Bu erkeklerdeki enerji yoksunluğunu bir bakışta görebilirsiniz. Yaşamlarını devam ettiriyorlar ama yaşam enerjisiyle dolu değiller. Bununla beraber ironik bir şekilde, çoğunlukla böyle adamları ışık saçan ve parıldayan, güçlü kadınlarla görürsünüz. Bu erkekler babalarından daha üstün ve tüm evrenin ahengine uyumludurlar, ancak sunacak enerjileri yoktur.”

Glover’a göre bu erkekler iyi, verici, nazik ve ilgili olurlarsa, her şeyi doğru yaptıkları sürece daha mutlu olacaklarına ve hayatlarının sorunsuz ilerleyeceğine inanıyorlar. Bu olmadığında ise pek çok psikolojik ve fizyolojik sorunla karşılaşmaya başlıyorlar:

İyi Adam, kendisini verici, dürüst, doğru ve iyi biri olarak görür. Kadınlar onu hep anlayışlı, sadık bir eş olarak görmüştür ve genelde de kadınlar tarafından kullanılıp atılmış ya da suistimal edilmiş olabilir.

İyi adamların babaları genelde ortada yoktur diyor Glover: ya işleri ve sosyal hayatı dolayısıyla hep meşguldürler ya da baba ölmüştür. Haliyle bu adamlar, annelerinin kocası rolünü üstlenebilirler. Annelerinin duygusal destekçisi olur, onun için her daim anlayışlı bir koca gibi orada olurlar; eş ve dostlarının kötü gün dostudurlar ve onlara maddi manevi dayanak olmaya meyillidirler. Söz konusu kadınlar olduğunda akan sular durur, eşlerini incitmekten korkar, incittiklerindeyse er ya da geç kendilerini suçlarlar. Genel özellikleri ise şöyle sıralanmış kitapta:

  • İlişkilerini ailesinin ya da eşinin yönetmesine izin verir.
  • Eşini, hayatının duygusal merkezi haline getirir.
  • Çevresinde birisi yardım istediğinde her daim yardıma hazırdır.
  • Çatışmalardan ve kavgadan kaçınır.
  • Her şeyi doğru yapmaya çalışır.
  • Herkesi memnun etmek ister, edemediğinde morali bozulur.
  • Kendi doğrularını değil, insanların duymak istediklerini söyler.
  • Hayatı genelde kendi seçimi değildir (bunu analitik psikoloji kapsamında tartışmak leziz olacaktır).
  • Önemli kararları suçlulukla, korkuyla ya da utançla alır – ki bu duygular çocukluk travmalarında köklenir.
  • Hayatındaki her şeyi kontrol altında tutmak ister. Kontrolden çıktığında dengesi bozulur.  
  • Arkadaş grubundaki “güvenilir” ve “saf” çocuktur.
  • Anlayışlı ve ilgilidir. Bu nedenlerle kadınların gözdesi olur, fakat kadınlar kendi (özellikle de duygusal olarak) bu adamlara ihtiyaç duymamaya başlayıp kendi ayakları üzerinde durmaya başladıklarında genelde terk edilir ya da aldatılırlar.
  • Hatalarını saklar, dolayısıyla utanç duyduğu kendini saklar.
  • Duygular onun için dikkat bozucu şeylerdir, bu nedenle onları ya hissetmemeye çalışır ya da onların esiri olur (bknz. Anima kompleksi)
  • Kadınlarla, erkeklerle olduğundan daha iyi anlaşır.
  • Başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyar ve bununla övünür. Sonra da kendi ihtiyaçlarının farkında olmadığı için, ihtiyaçlarını gözetmediklerinden dolayı sevdiklerini suçlamaya meyleder.

Bu adamları orta yaşlarında genelde büyük bir kriz bekler. Geçmiş ya umursamadığı geleceğin elinde tükenip gitmiştir ve artık hayatı ciddiye alması gereken yıllar gelmiştir ya da kendisini adadığı eşi/ailesi/sevgilileri nedeniyle kendi ihtiyaçlarını gözetmeden ve aslında büyümeye fırsatı olmadan yılların akıp geçmiş olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bu kriz büyük bir paniğe neden olabilir ve erkek, genelde bu krizi kendi gölge yanıyla (yani bilinçdışında itinayla tuttuğu içeriklerle) yüzleşerek karşılar. Çoğunlukla da gölgeye esir düşmesi kaçınılmazdır: O vakte dek kadına saygılı, evlilik kurumunu önemseyen bu erkek aldatmaya başlar ya da evli olan kadınlarla birlikte olarak kendini “kötü adam” haline getirir. Gölgeyle gölgenin kendisi olarak yüzleşme zamanıdır. 

Yüzleşmesi gereken tek şey onun “kötü” yanı da değildir. O kötülükle birlikte derin bir öfke duygusu, daha da derininde büyük bir yas gelecektir. Fakat çoğu erkek bu iki derin psişik olguyu da yadsır ya da onlara tam olarak alan açamaz. Haliyle, öfkeyi ya kadınlara yansıtacak ve onların öfke nöbetlerine maruz kalacaktır ya da öfke patlamalarıyla baş etmeye çalışacak, “ben böyle bir adam değildim!” demeye başlayacaktır. Aslında olan, reddedilmiş ya da sahiplenilememiş öteki benlik (gölge) sorunudur ve bu, erkeğe büyük bir sorumluluk getirir. O, öfkesinin nesnesini dışarıda değil içeride aramak ve daha öteye geçerek yas duygusuyla yüzleşmek zorundadır. Yas, ölümle eş değerdir. Ölmüş, gerçekleşememiş potansiyel(ler) kucaklanmalı, yeteri kadar uzun süre acısı hissedilmeli ve yeniden doğuma izin verilmelidir. Aksi halde bu derindeki yas ve ona bağlı ortaya çıkan öfke duygusu sadece yıkıcı şekilde hayat bulur ve dengesizlik yaratır: eşine hayranlıkla ona olan öfke iç içe girer ve kadına duygusal/zihinsel/fiziksel şiddet uygulaması kaçınılmaz olur. Çünkü erkek, aslında kendisinin de anlayamadığı, bilincinin dışında kalan Anima ile çatışmaktan kaçarak onun esiri haline gelir ve onun nesnesini hayatındaki kadın (ve diğer kadınlar) ilan eder, ama bilinçsizce yapar bunu. Sonuç olarak da çaresizlik, depresif duygular ve umarsızlık kendini gösterir. Bu duygular kendilerini göstermeye başladıklarında iç dünyaya eğilmek önemlidir çünkü erkek yaş aldıkça, utanç, suçluluk ve korkuyla baş başa kalacaktır.

Gölgeden bahsetmişken, Robert A. Glover, iyi adamların aslında o kadar da iyi olmadıklarından bahseder. “İyi adam”,

  • Dürüst değildir: Duygularını bastırır, hatalarını saklar, tartışmadan kaçınır. Onun kendine göre doğru olan eylemleri vardır. Hayır demek istediği anda diyemediği için gücünü kaybeder, sonuç: Kurban rolü.
  • İçinde başka benler taşır ve bunu kabul etmez: Karşınızda Dr. Jekyll ve Mr. Hyde! Dışarıda yardım sever ve duyarlı bir erkek, içeride ise seks düşkünü ve şiddet dolu bir yaratık.
  • Manipülatif ve kontrolcüdür: İstediği ya da söylemek istediği şeyi doğrudan söyleyemez. İhtiyaçlarını yerine getirmek için etrafındakileri manipüle eder, onlara kendisi de fark etmeden yön verir.
  • Almak için verir: Verdiği her ne varsa, karşılığında sevilmek, takdir ve değer görmek, iyi bir insan olduğunu göstermek içindir. Huzurlu ve sorunsuz bir hayat ister.
  • Pasif-agresiftir: Geri çekilir, tetiklenir ama belli etmemeye çalışır, gizler. Flörtleşir ama kabul etmez.
  • Öfke doludur: Ona sorsanız o öfkeli bir insan değildir, saldırgan hiç değildir. Ancak hayatı boyunca ailesine, topluma, çevresine ve eşine (yani sınır çizemediği herkese) biriktirdiği öfkesi düdüklü tencere etkisi yaratır. Günün birinde tahmin edilemez şekilde patlayacaktır.
  • Bağımlıdır: Stresle başa çıkmak, her şeyi düzeltmek ya da sorunsuz bir yaşamı devam ettirmek, acıdan ya da hastalıktan kaçınmak için pek çok bağımlılık geliştirir.
  • Sınır çizmekte zorlanır: Hayır diyeceği yerde evet der. Süreci istediği gibi yönlendiremez, sonra da istemediği bir sonuçla karşılaşınca karşısındakini suçlar, “Ne var biraz uyumlu olsan!” der.
  • Yalnızlık çeker: Sosyalliğe önem verir gibi görünür fakat içinde özgüvensiz bir çocuk yatar. Ergenlik sürecinde okulda aşağılanan ve ezilen o çocuk, “İyi Adam”dır. Derin ilişkiler kurmakta zorlanır, çünkü insanlar onu sevmeyebilir, kabul etmeyebilir. O, görünüşü ya da zekasıyla kadınlara çekici görünmeye çabalar fakat bunu inkar eder. Aynı anda pek çok kadına boncuk dağıttığının farkına dahi varmaz.
  • Yardıma muhtaç insanlara çekilir: Onun “kurtarıcı” kişiliği elbette ki yardıma muhtaç insanları seçecektir. Bu, onun çocukluk şartlanmasıdır. “İyi çocuk” olursa onaylanacak, annesi tarafından sevilecek, hatta babasını dahi eve geri getirebilecektir.
  • İyi bir dinleyici değildir: Dinlemek, İyi Adamlar için işkence gibidir. O, siz ona içinde bulunduğunuz durumu anlatırken “Dur lütfen takip edemiyorum! Çok hızlı konuşuyorsun!” diyecektir. Bunun nedeni bu kişilerin içlerinde sizi ve durumu çözme çabalarıdır. Sizde o an gerçekten ne olduğuyla bağ kuramazlar.
  • Sorunlardan korkar: Dürüst olamamalarının bir nedeni de budur aslında. Tartışmak onlar için gereksiz bir eylemdir. Tartışma yaratmamak adına, kendi içlerinde ola gelen hiç bir şeyi sizinle paylaşmamayı yeğlerler. Ne de olsa sükunet altındır!
  • Suçlar ve yargılar: İyi Adamlar, ilişkilerini adeta bir “proje” olarak ele alırlar. Onlar için ilişki, her daim olumlu ve ahenkli olmalıdır. İşler istedikleri gibi gitmeyince de ya sizi hayatlarının önünde duran bir engel olarak görecek ya da kendilerinin yeterince iyi olmadığını söylemeye başlayacaklardır (bknz. kurban). Ayrılmak en iyisidir.
  • Cinsellik alanında sorun yaşar: Çoğu İyi Adam cinsellik alanında sorunlar yaşar. Porno, olmazsa olmazdır -ki buna sosyal medyadan çekici bulduğu kadınları takip etmek vs. de dahil. Bu adamlar için Eros, daha çok erotik olarak yaşanılması gereken bir psikolojik içeriktir. Ayrıca, mastürbasyona, evlilik/birliktelik dışı ilişkilere güçlü bir meyli vardır. 
  • Başarı: İyi Adamlar genel olarak yetenekli ve zekidirler, ancak hayatlarını yönlendiren kompleksler nedeniyle gerçek potansiyellerini yaşayamazlar ve büyük bir başarısızlık duygusu hayatlarına hakim olur.

Bunların nedeni, genelde bu adamların çocukken oldukları gibi kabul görmemeleri ya da kendilerini farklı görmeleri olabilir. Geliştirdikleri hayatta kalma becerileri belli bir yaşa dek işe yaramış olsa da, bu beceriler, ileriki yaşlarında onları hayatın bolluğundan ve bereketinden alı koymaya başlar. 

Peki bu adamlar nereden çıktı? 

Glover’a göre, 2. Dünya Savaşı ile birlikte erkeklerin iç dünyalarında bir değişim başladı ve İyi Adamların sayısı büyük bir hızla artmaya başladı – ki Robert Bly da bu konuya derinlemesine değinir Iron John‘da. İki yazara göre de bu dönemde,

  • Erkek çocuklar babalarından ayrı kaldılar ve sağlıklı eril modeller edinemediler,
  • Erkek çocuklar kadınlar tarafından yetiştirilmeye başladı,
  • Radikal feminist akım ile birlikte erkeklik kötü ya da gereksiz kabul edilmeye başladı.

1900’lerin başında kırsal yaşamda hayatlarını devam ettiren insanlar, aile içerisinde sağlıklı psikolojik işlevlerin (eros ve logos) gelişmesine katkıda bulunduklarının muhtemelen çoğunlukla farkında değillerdi. Babasıyla ve erkeklerle zaman geçiren, fiziksel olarak çalışan erkek çocuklar bedenleriyle ve logos (düşünme, tahlil etme, eylemde bulunma) ,işlevi rahatça öğrenebiliyor, annelerine ya da dişile (anima) bağımlılık geliştirmeden kendileri keşfetmek için fırsat yaratabiliyorlardı. Şehirlere göç ile birlikte babalar tüm gün ortadan yok olmaya ve çocuklarını evde anneleriyle ya da kadın dadılarla bırakmaya başladılar. Erkek çocuk her şeyi kadından öğrenmeye başladı, yani anima dünyasında kendini kaybetti. Bu da yetmedi, 50-60’lı yıllarla birlikte, bitmeyen savaşların nedeni ilan edilen erkekleri kötüleyen ve çocuklarının “o acımasız erkekler” gibi olmasını istemeyen kadınlar barışçıl, verici, şefkatli ve kadının ihtiyaçlarını önemseyen, ilgili erkekler yetiştirmeye başladılar. Böylece, erkeğe öfke duyan, onları acımasız, kalpsiz, duygusuz ilan eden kadınlarca yaratılan bir nesle merhaba dedik. 

Bu nedenle diyebiliriz ki bu adamları aslında Anima yönetir. Kadın/Anima/Anne ne isterse aslında bilinçsizce ona doğru evrilirler. İlgi, destek, para, aşk, sevgi ya da seks! Bunlara mı ihtiyacınız var? İyi Adam iş başında! Tam bir kahraman! Sorun şu ki, bu adamlar kadınların istediği şeylerin peşinde şuursuzca koşarken, gerçek ahenk ve huzurun bütünlüklerini yeniden kazanmak olduğunu akıllarına bile getirmezler. Özgürlük peşindedirler ama asıl özgürlüğün kafalarının içindeki özgürlük fikrinden kurtulmak olduğunu fark etmezler bile. Oysaki, çoğu zaman olduğu gibi, çözüm dışarıda değil içeride bir yerlerdedir…

Bu adamların,

  • İç dünyasına zaman ayırmaya
  • Duygularını bastırmadan kendisiyle ve sevdikleriyle paylaşmaya
  • Gerçekten dinlemeye ve duymaya
  • Sınırlarını çizmeye
  • İlişkilerde her pürüz olduğunda sırtını dönüp gitmemeye
  • Korkularıyla yüzleşmeye
  • Bilinçdışı içerikleriyle çalışmaya ve onları sahiplenmeye
  • Önce kendine dürüst olmaya
  • İlişkilerinde dolaysız, dürüst ve şeffaf olmaya
  • Cinsel güdülerinin motivasyonlarını anlamaya
  • İhtiyaçlarının sorumluluğunu almaya
  • Kadınları kurtarmak ya da onları avlamak yerine onlarla gerçek ve samimi ilişkiler kurmaya
  • Sorunlarıyla yüzleşmeye
  • Yaşamın ve insanların daima değişmekte olduğunu kabullenmeye ihtiyaçları var gibi görünüyor.

Didem Çivici – Copyright ©2022
(Jungiyen Analist -Diploma Candidate- C.G. Jung Institut, Zürich)

“İyi Adam” Olmak ya da Olmamak” üzerine 2 yorum

  1. Her cumlesinde eski esimi okudum. Onun o mukemmel iyi adam golgesinin altinda kendi aileme, kendi arkadaslarima bile cadi gibi gorundum yillarca ama neyse ki bi noktada uyanip sahneyi terk ettim. Bu adamlarla iliskide sahneyi terk etmek de oyle kolay olmuyor ha -birakin cevrenizi, ilk basta siz bile bir sorun oldugunu anlasaniz da sorunun adini koyamiyorsunuz. “Adam fazla iyi, ondan ayrildim” denmiyor, deseniz de alt metni aciklamak durumunda kaliyorsunuz, aciklasaniz anlayan cikmiyor. Siz o kadar iyi anlatmissiniz ki, bundan sonra bana “neden ayrildin, peygamber gibi adamdi” dediklerinde bu yaziyi yapistiricam yuzlerine :)))

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s